bakış
BAKIŞ

İSTANBUL ÖZELİNDE AK PARTİ ANALİZİ

Mehmet Ertan YİĞİT

Mehmet Ertan YİĞİT

E-Posta : ertanyigit60@gmail.com

 Dostluk mum gibidir, her yer aydınlık iken belli olmaz. Ancak karanlık bastığında görünür. İstanbul seçimine bu perspektiften bakacak olursak şimdi dostluk zamanıdır. Zira bu gidişat Ak Parti için karanlığadır.

Dün sonuçlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi Ak Parti için karanlık bir gündür. Seçim kaybedildiği için söylemiyorum bu sözü. Kaybettirenlerin yanlış politikalarından ders alınmamış olduğu için söylüyorum. Partinin tüm imkanları seferber edilmişken, neredeyse tüm il ve ilçe belediye başkanları hatta il ve ilçe teşkilat başkanları akın akın İstanbul’a gitmişken seçimin kazanılamaması çok ama çok ciddi bir sorun demektir.

 İçişleri Bakanı ile ilgili söylenecek onca söz varken sadece şunu söylemek istiyorum; Yerli yersiz açıklama yaparak resmen seçimin kaybedilmesine yardımcı olmuştur. Milliyetçi oyları kanalize etmek için toplumun diğer kesimine çok ciddi ithamları oldu.  Bir süre sessiz kalması toplumsal kutuplaşmanın azalması açısından iyi olacaktır.

Kimseye kızmadan, hakaret etmeden nerede hata yapıldığı tartışılıp bulunmalıdır. Sorulması gereken soruların başında şunlar gelmektedir;

*13 bin olan fark nasıl oldu da 800 binlere çıktı?

*31 Mart akşamı seçimin kaybedildiği kabullenilmişken kim ya da kimler seçimin tekrarlanması yönünde ikna çalışmalarına başlamıştır?

*Tüm parti olanakları seferber edilmişken seçimin kaybedilmesi sadece Binali Yıldırım’ın eksikliği miydi?

*İçişleri Bakanının devlet imkanlarını kullanarak seçimlere müdahil olması seçimi ne kadar etkilemiştir?

*Sn Cumhurbaşkanımızın meydanlara inmesi doğru bir strateji miydi?

Seçimin neden kaybedildiğine dair daha bir çok soru sorulabilir. Ancak koltuk elden gider diye sesini çıkar(a)mayan güruh söz sahibi oldukça daha çok susulur.

31 Mart seçiminden önce de söylediğim gibi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak Binali Yıldırım’ın seçilmesi tamamen yanlış bir tercih olmuştur. Binali Yıldırım görev adamıdır lakin siyaset adamı değildir. Çünkü hatiplik başka bir boyuttur. Bakanlığı döneminde yaptığı projeler ortadır. Ülkemize verdiği hizmetlerden ötürü teşekkürü bir borç bilirim.

Ancak daha önce İzmir Belediye Başkanlığını kaybetmiş olması seçmen nezdinde negatif bir algı oluşturdu.

Yıllar öncesinde Ak Parti milletvekili Aydın Ünal’ın Binali Yıldırım Başbakan olduğunda “Düşük profilli bir başbakan” açıklaması zihinlerde hala tazedir. Ak partili seçmen dahi Binali Yıldırım’ın liderliğini kabullenememiştir. Buna bağlı olarak bu denli pasif bir aday ile alınan oy miktarı azımsanamaz.

Öte yandan seçime iki gün kalmışken terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın HDP seçmenine tarafsızlık çağrısı yaptığı mektubun devletin resmi haber ajansı tarafından servis edilmesi kabul edilecek bir hareket değildir. Resmi haber ajansının Türkçe sayfasında Abdullah Öcalan terör örgütü elebaşı olarak lanse edilirken Kürtçe sayfasında sadece Abdullah Öcalan olarak anılması da tam bir rezalettir. Bu tutumlar seçmeni olumsuz yönde etkilemiştir.

Yine terör örgütü elebaşının kardeşinin (Türkiye Cumhuriyeti tarafından aranan bir kişi) Türkiye’nin resmi televizyon kanalında röportaj vermesi de kabul edilebilir bir davranış değildir. Neredeyse her gün şehit haberlerine şahit olduğumuz günlerde bu tutum ve davranışlar psikolojik kırılmalara neden olmuştur.

HDP seçmenine göz kırpmak için eli kanlı terör örgütü elebaşından medet umar hala gelmiş görünmek Ak Partinin yaptığı en büyük stratejik hatadan birisi olmuştur.

Cumhur ittifakı olarak “Beka Sorunu” üzerine kurulan seçim stratejisi Cumhur İttifakının diğer ortağı Milliyetçi Hareket Partisine yarar sağlamıştır. Bu bağlamda Cumhur ittifakı da ayrıca değerlendirilmelidir. Yarar ve zarar noktasında devam edilip edilmeyeceği de tartışma konusudur.

Öte yandan “Beka Sorunu” stratejisine devam ederken terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın tarafsızlık çağrısını resmi kanallardan duyurmak “TUTARSIZLIK” olarak algılanmıştır. Seçmen bu tutarsızlığı görmezden gelmemiştir.

Seçim çalışmalarında yapılan diğer bir hata ya da yanlışlık ise sn. Binali Yıldırım’dan ziyade diğer partili yetkililerin kibirli hal ve davranışları olmuştur. Seçmene tepeden bakan ve oy vermeye mahkûmmuş gibi davranan siyasi figürlerin bir an önce Ak Partinin siyaset sahnesinden silinmesi gerekmektedir.

Türk siyasi tarihinde 17 yıl boyunca iktidar kalabilmiş başka bir siyasi parti yokken, 2023 hedefleri yakında duruyorken son dönemeçte bu kadar kritik hata yapmak siyasi geleceği tehlikeye atmaktır. Halktan uzaklaşarak, kibirleşerek ve giderek otoriterleşerek 2023 hedeflerine ulaşmak hayal olacaktır.

Ak partinin bilinçli kadroları tekrar inşa edebilmesi için eleştiri mekanizmasını acilen devreye sokması gerekmektedir.

Kaptığı koltuğu koruma pahasına partiye zarar verenlerin derhal görevden alınmaları şarttır.

Görev yaptığı ilin ilçelerini saymaktan aciz olan parti yetkililerinin derhal görevden alınmaları şarttır.

Değişim rüzgarı yakalanamaz, aynı tas aynı hamam devam ederse; üzülerek söylüyorum 2023 hedefleri hayalden öteye geçemez.

Sağlıcakla kalın…


İzlenme: 239
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR