UNUTULAN HAZARA TÜRKLERİ..

HASAN ALPARSLAN

HASAN ALPARSLAN

E-Posta :

Afganistan'ın asıl ve asil evlatları olan Hazara Türkleri, tarihin her döneminde "kardeş" hançerini sırtlarında gördüler. Afganistan’da yaşayan en büyük Türk grubu olan Hazara’lar tarih boyunca defalarca vahşice katliamlara uğradılar.
1893 yılında dönemin Peştun asıllı padişah olan Abdurrahman Han, Hazaraların %62'sini katletti. Hazaraların genç, kız ve oğullarını Araplara köle olarak sattı.
SSCB işgalinde vatanlarını korumak için savaşan ve bu uğurda büyük bedeller ödeyen Hazaralar, işgal sonrası iç savaşta da en çok bedel ödeyen kesim oldu. Afşar katliamında, Sovyetlerden kalan tüm ağır silahlar kendilerine çevrildi.
İç savaşın ardından Taliban döneminde diri diri tabutlara çivilenen Hazaralar, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın yardımıyla güçlenen bu tekfirci güçlerin en vahşi cinayetlerine maruz kaldılar.
2000'lerde ABD işgali ve Karzai hükümetinde de tüm ayrımcılığı ve etnik terörü yaşayan Hazara Türkleri, kardeş kanını dökmekten, barış içerisinde yaşama yollarını ararken daima kardeş hançerini sırtında gördü.
İnançları yüzünden en ağır bedelleri ödeyen Hazaralar, her Aşura Matem Merasimi'nde bombalı katliamların hedefindeler. Afganistan'ın başkenti Kabil'deki matem tutan çocukları hedef alan son saldırı da, dünyanın gözünü buraya çevirmeye yetmedi.
Pakistan'ın Afganistan sınırında ve özellikle Belucistan eyaletinin başkenti Quetta'da da yoğun bir nüfusa sahip Hazaralar,sık sık tekfirci teröristlerin cinayetlerine kurban gidiyorlar.
Hazara Türkleri kimdir?
Uzun bir süre İran dilinin hakim olduğu bir bölgede yaşayan, okumalarına izin verilmeyen, hiçbir zaman yazı öğrenemeyen, 20-30 yıl öncesine kadar köle muamelesi gören ve hatta çocukları köle olarak satılan Hazaralar, bütün bu baskıları sonunda kendi dillerini unutmuş, bugün Farsça’nın bir lehçesi olan Dari dilini konuşur hale gelmişlerdir. Çoğunlukla, hamallık, çobanlık, lağımcılık gibi ağır işlerde çalışan ve büyük bir kısmı bugün de hayvancılıkla uğraşan, geçimlerini bu yolla temin eden Hazaralar gördükleri zulümlerden sonra diğer Türk topluluklarına daha fazla yaklaşmışlar ve onlarla birlikte hareket etmeğe başlamışlardır.
Amerika ve müttefiklerinin işgali altında bulunan Afganistan’da Hazara Trükleri’ni asimile etmek için büyük bir kampanya uygulanıyor. 35 milyona yaklaşan nüfusu ile savaşın ortasında kalan Afganistan’da, ülkedeki en büyük azınlık grup yaklaşık % 20’lik oranıyla Hazara Türkleridir. Ancak 6 milyonu aşkın bu grubun kökenine dair kasıtlı olarak çeşitli uydurma yorumlar ve tarih haberleri yapılıyor. Çeşitli yorumlardan ziyade Güney Türkistan olarak adlandırılan bu coğrafyada yaşayan kimsesiz Hazara’ların Farslı oldukları propagandası yapılıyor. Eğitimleri İran’da olduğu gibi zorunlu olarak Farsça, asırlardan gelen kültürlerini anlatmaları yasak, Türkçe kesinlikle yasak (onlar yine de bu yasağı deliyorlar ve sözcükler arasına pek çok Türkçe sözcük ekliyorlar). Ancak onlar tüm bu çirkin oyunlara rağmen kimliklerini korumak için tüm güçleriyle çaba sarf ediyorlar. Ülkedeki diğer Türklere (Türkmen, Özbek, Kırgız) ‘amcaoğlu’ ya da ‘kuzen’ anlamına gelen kelimelerle sesleniyorlarmış.
Afganistan’ın nüfusunun %40’nı Türkler oluşturmuştur ki bunlardan Hazaralar en büyük Türk topluluğudur (6-7 miyondur). Hazaralar bütün Afganistan’a dağılmışlar. Fakat Afganistan’ın merkezinde yani Hazaristan bölgesinde (Bamyan, Daykundi, Gor, Gazni, Horozgan, Besut) Hazaralar çoğunluktadır. Hazaralar 13. asıra kadar tek bir isimle tanınmamıştır. Bu yüzden tarihçiler onlara Türk, Tatar, Türkmen, Zavuli, Berberi, Halaç, Karluk, Çakal, Lâçin adlarıyla isimlendirmişlerdir.
Şu andaki durum: Afganistan’ın parlamentosunda 220 milletvekilinden 45’ini Hazara lar oluşturuyorlar. Devlette 6 bakanı vardır. Hazaralar zor iklim koşullarına sahip oldukları ve devlet tarafından yapılan eşitsizliklerden dolayı ekonomik açıdan pek gelişmemiştir. Bu da Hazara lar’ın diğer bölgelere göç etmesinin en önemli faktörlerinden biridir. Maalesef son zamanlarda bu da diğer etnik gurupların Hazara lar’a karşı “Negatif” tepkilerine sebep oluşmuştur. Afganistan’ı bu durumdan kurtarabilen tek etken ilim ve eğitim olduğunu Hazara lar çok iyi bir şekilde fark ettikleri için, çoğu yoksul olmalarına rağmen eğitime çok önem veriyorlar. Bu süreç 30 seneden beri Hazara lar içerisinde yoğun bir şekilde devam etmektedir. Örnek olarak üniversitelere giren Hazara lar’ın sayısı %40-50 olduğu buna kanıt olabilir.
Hazaralar’ın şifahi halk edebiyatında Türk dünyasının tamamında rastladığımız Ergenekon Destanı, Köroğlu Destanı, Ferhat ile Şirin Hikâyesi, Kel oğlu Masalları, Nasrettin Hoca fıkraları canlı bir biçimde yaşamaktadır. Hazaralar‘a göre Türkler(Moğollar ) iki kere göç ettiler. Bu göçlerden biri "Ergenekon" diye bir bölgeye olmuştur. Ergene “Dağın kenarı”, kon “Yeşil yer” demektir. Dağlık yeşil bir yerin adını Ergenekon koymuşlar. Ergenekon bölgesi Hazarıstan’daki Uruzgan şehri olmalıdır. Hazara lar diğer Türklere kardas ve ya soydaş anlamında kavim diye hitaba etmektedirler. Türkmenleri amcaoğlu anlamında ‘Abağa‘ kelimesiyle, Özbeklerden “Teyze oğlu” anlamında (Bole) kelimesiyle bahis ederler.
Hazaralar’ın tarihini üç dönemde ele almak mümkündür;
1) Büyük ve güçlü Hazaralar 19. asıra kadar: Hazara lar Türk-Moğol’dur. Afganistan’ın en eski ve yerleşik milletlerindendir. Oğuz Han ilk Türk hükümetini kurabilmek için ve onu büyük fetihlerde destekleyen kabileler: Uygur, Karluk, Kıpçak, Kılı, Ağacan veya Bağceri idiler bu isimler Hazara toplumunda çok yaygındır. M.S 40-220 yılları arasında Kuşaniler Hazaristan’da en büyük medeniyeti kurmuşlar bu dönemde Orta Asya’nın medeniyeti en üst seviyeye ulaşmıştır. Kuşaniler’in 2. hanedanın kurucusu olan Kanişkae Kebir, Türk-Moğol asıllı olan Kuşan kabilesine mensuptur. Hazara lar’ın doğu tarihinde en önemli ecdatlarındandır. Dünyanın en büyük heykelleri de bu dönemde yapılmıştır.
2) Diğer kabileler gibi Hazaralar, Abdurrahman dönemine kadar: Afganistanda MS 50. yılından 18. asrın ortalarına kadar Türk hâkimiyeti ve Türk devletlerini görüyoruz bunlar sırasıyla Saka Kuşan, Akhunlar, Samanoğluları, Gazne Türkleri, Selçuk Devleti, Harezm Şahlar, Timur ve Babür İmparatorluğu.
3) Mahrum ve Mazlum Hazaralar : Bu dönemde Abdurrahman Hazara lar’ın %65’ini katlima maruz bıraktı. Sırf gözleri çekik olduğu ve Türklere ait olduğu için dünyanın en büyük heykelinin yüzü bu dönemde kesilmiştir. Peştunlar’ın Hazarlar’a düşmanlıkları ise, hem onların Türk olmalarından hem de Caferi mezhebine bağlılıklarından gelmektedir.
Afganistan’da en fazla zulme halk Hazara Türkleri olmuştur. Son 200 yıldır Hazara Türklerinin okumaları ve eğitim görmeleri engellendi... Çocukları zorla ellerinden alınarak Kandahar, Hindistan piyasalarında köle olarak satıldı.
Afganistan’ın en verimli bölgeleri Hazaralar’ın elinden alınarak sürgüne zorlanmışlardır. Mesela Hazaralar bir dönemde Kandahar, Zabul, Helmand şehirlerde yaşıyorlardı, fakat sürekli olarak saldırıya uğradıkları için mecburen dağlara göç etmişlerdir. Bilindiği gibi dağlar çok iyi birer sığınaktır. Böyle bir ortamda insanın ilk yapabileceği şey canını kurtarmaktır. Hazaralar daha az zulme uğramak için kendi dilini bırakıp Farsça konuşmaya başladılar... Bu durum maalesef sadece Hazaralar’la sınırla kalmayıp, Afganistan’daki diger Türk boylarını da etkilemiştir. Mesele Halaçlar Peştunca, Afsharlar ve Kızılbaşlar Farsça konuşuyorlar. 20-30 yıl öncesine kadar Hazaralar’a bu zulüm yapıldı. Özellikle Hazaralar’ın Farsça konuşmasının en önemli sebebi de budur.
1978 yılında Sovyetler Birliği Afganistan’ı işgal edince, Afganistan’da Kızıl Ordu ve SSCB’ye karşı ilk ayaklanan Hazara mücahitler idi. Bu ayaklanma üstad Abdül Ali Mezari’nin önderliğinde Çarkent ve Deresuf’tan başlayıp sonra diğer bölgelere sıçradı.
SSCB çöktükten sonra Hazara toplumu, Afganistan’ın eski durumuna gelememesinin, toplumda genel birliğin sağlanamamış olmaması ve geçmişteki adaletsizliklerin olduğunu defalarca beyan edip, Afganistan’daki tüm ulusların, bundan sonra özgür ve barışçıl bir şekilde yaşaması için Afganistan’da yeni kurulan İslam Devleti’nin, bütün uluslara eşit hak sağlanması gerektiğini defalarca kez ifade etmişlerdir. Maalesef bu yaklaşım diğer gruplar tarafından kabul görmemiş ve 14 yıl süren bir iç savaşa neden olmuş ki, bu savaşta Hazara halkı en büyük zarar gören taraf olmuştur... Örnek olarak: Rabbani hükümeti tarafından Kabil’in batısındaki Hazara bölgesi tam olarak viraneye çevrilmiştir.
Ve Taliban zamanında Hazaralar, Mezar-ı Şerif ve Yakavlank bölgesinde büyük katliamlara maruz kalmışlar ve bu iç savaşta Hazaralar ekonomik olarak da en büyük zararı gören ulus olmuştur. Ve yaklaşık olarak 3 milyon insan göçe zorlanmıştır. Saygılarımla 


İzlenme: 1208
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR