canlı yayın

SİYASET YAPMIYORUZ EVCİLİK OYNUYORUZ

Fahrettin Dağlı

Fahrettin Dağlı

E-Posta :

 
Türkiye yine dört nala seçimlere gidiyor. Mahalli idare seçimlerinde baraj problemi olmadığı için seçimlere girme hakkına sahip bütün partiler güçleri nispetinde gayret gösteriyorlar. Adaylar belirleyip propaganda çalışmaları yapıyorlar.
 
Kimsenin hevesini kırmak istemem ama bu seçimde de muhalefet partilerinin büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaklarını tahmin ediyorum. Çünkü muhalefet bloğunun halen dağın arkasında kendilerini bekleyen tehlikeyi akletmedikleri, önemsemedikleri, ciddiye almadıkları kanaatindeyim.
 
Burada felaket tellallığı yapmak gibi bir niyetim yok. Bugüne kadar mümkün olduğu nispette çıkış yolları göstererek umut aşılamaya çalıştım. Ama uçurum gittikçe derinleşiyor. Toplum büyük bir anaforun içerisinde yuvarlanıyor. Toplumu bir arada tutan hukuk düzeninin temel sütunları bir bir yıkılıyor. Binayı ayakta tutan ana sütun yerinden oynuyor. 
 
Bir ülkenin idarecileri “anayasayı tanımıyoruz”, “AYM’nin kararını uygulamıyoruz”, “AYM kapatılmalıdır” gibi beyanlarda bulunuyorlarsa, AYM’nin kararına uymayan Yargıtay yargıçları varsa, hatta hadlerini aşarak AYM üyeleri hakkında kararlarından ötürü suç duyurusunda bulunuyorlarsa, hükümetin gayri resmi ortağı olan partinin yöneticileri, vatandaşın zaten kısıtlı olan bilgi alma kanallarının yasaklanmasını talep etme cüretinde bulunuyorsa, ekonomik anlamda ciddi yolsuzluklar söz konusuysa, hukuk güçlüye işlemiyorsa, narkotik vak’alar yoğun bir şekilde yaşanıyorsa, sosyal çözülme yarıkları oluşmuşsa, aile kurumu ciddi bir risk altındaysa, toplumsal barış gün geçtikçe zayıflıyorsa ve tüm bunlar olurken devletin zirvesinde ciddi bir çare arama çabası görünmüyorsa o ülkenin kıyameti kopuyor demektir. Bu derece ciddi olan bir siyasal ve sosyal tehlikeyi görmezlikten gelip hiçbir şey yokmuş ve normal bir düzende siyaset yapılıyormuş gibi adaylar tespit edip propaganda kampanyaları yapmak karşı karşıya olunan ağır problemin farkında olmamak demektir.
 
Uzun süredir aklı başında olan herkesin işaret ettiği tehlikeli sapmayı, yıkımı tekrar tekrar gösterip dikkatleri buraya yoğunlaştırmaya çalışıyorum. Bir ülkenin hukuk düzenine olan güven yıkılınca o ülke binasının kubbesini ayakta tutan ana kolon yıkılmış demektir. Öyle bir durumda da her türlü fırtınaya, kara, tipiye maruz kalmamız kaçınılmazdır. Vatandaşın hukuka olan güveni yok olursa orada kaos ve anarşi hakim olur. 
 
Hukuk düzeni ahlaki bir yaşantının güvencesidir. Hukukun işlemediği toplumlarda ahlak da olamaz. Ahlaken kemale ermemiş bir toplumda da hukukun dinamizminden bahsedilemez.
 
Mevcut iktidar toplumu bindirmiş bir alamete götürüyor kıyamete. Muhalefetin de kıyamete doğru yol alan gemi kaptanı ve ekibine bağırıp çağırmaktan, kendi aralarında evcilik oynamaktan vakit bulup da dişe dokunur bir performans gösterdiği gözlenememektedir.
 
Dolayısıyla “işte mevcut iktidar şu güzel işi de yapmıştır, o halde alkışlayalım’’ gibi tarafsız, objektif görünme gayretine düşmemek lazım. Süte haram, zehir bulaşmıştır. Az mı çok mu bulaştığının hesabı yapılmaz. Kubbeyi ayakta tutan adalet sütünü yıkılmışsa birkaç sütunun ayakta durmuş olması bir başarı unsuru olarak gösterilemez. Bu iyi niyet saflığına asla düşmemek lazım. Bu iktidarın tekrar adalete dönme gibi bir şansı kalmamıştır. Her ne saikle olursa olsun onu ayakta tutmak için gayret gösterenlere de tekraren şunu hatırlatmayı vicdani bir sorumluk olarak görüyorum: Bu iktidara verdiğiniz her destek vebalinizi katlıyor, günah olarak defterinize yazılıyor. Umut ederim ki gerçeği anlamak öte tarafa kalmasın. Lütfen kendinize, evlatlarınıza, torunlarınıza acıyın, bu gidişat gidiş değil… 
 
Peki, ne yapılabilir? Bir defa saydığım bu tehlikeli gidişat nedeniyle parti hesabı yapmak hiçbir şeyi ciddiye almamak demektir. Bu kadar parçalı ve kavgalı siyasetten sağlıklı bir neticenin çıkma imkanı yok. Akl-ı selim, kalb-i selim bir kanaat önderinin yapması gereken, öncelikle kendi liderliğinden, parti önceliğinden geçerek mevcut tehlikeyle ilgili görüşlerini usulü dairesinde diğer siyasi lider ve kanaat önderleriyle paylaşıp siyasi ve toplumsal muhalefeti konsolide etme başarısını göstermektir.
 
Aksi takdirde iri veya ufak partilerin birkaç belediye başkanı seçmeleri neyi değiştirecektir? Son seçimlerde parlamentoda grup kuranlar neyi değiştirdiler? 10-15 arkadaşlarını meclise taşımanın dışında ne değişti? İktidar partisi yine bildiğini okumaya, planladıklarını aynı hızla icra etmeye devam ediyor.
 
Meselenin özü, ülke gittikçe gerçeklikten, hukuk düzeninden uzaklaşıyor. Uzaklaştığı ölçüde gerek siyasal gerek sosyal gerek ekonomik ve gerek dini alanda önemli savrulmalarla, çölleşmeyle karşı karşıya kalıyoruz.
 
Anlaşılan o ki, AKP liderliği ve diğer iktidar bileşenleri kendi siyasal ikballerini ülkenin geleceğinin önüne koymuşlar ve girdikleri dar ve uzun tünelden dönme şansları kalmamıştır. Onun için de siyasal ve toplumsal muhalefetin konsolide olup ülkeyi bu bataklıktan çıkarması, tutunabileceğimiz tek umuttur. Böyle bir başarı belki bu dünyada onlara bir iktidar imkanı vermeyecektir, belki de ömürleri vefa etmeyecektir ama tarih onları yaşadıkları zaman kesitinin kahramanları olarak anacaktır.


İzlenme: 111
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR