canlı yayın

ŞEHİR HASTANELERİ Mİ, ÇİLEHANE Mİ?

Fahrettin Dağlı

Fahrettin Dağlı

E-Posta :

 

Bugün bir daha Şehir Hastanelerinin Türkiye için ne kadar büyük bir ekonomik yük, hasta ve hasta sahipleri için nasıl bir işkence kaynağı olduğunu bir daha yaşayarak öğrendim.
 
Bir ziyaret nedeniyle bugün Ankara Etlik Şehir Hastanesine gittim. Devasa bir alan üzerine kurulan dev binalar tabir caizse adeta bir şehir gibi. Her bir blog bir veya iki branş için ayrılmış. İçine girdiğiniz zaman kaybolmamak, yönünü bulmak neredeyse imkansız. Gideceğiniz birimi bulmak için en az 3-5 kişiye sorarak gidiyorsunuz.
 
Aylardır orada çalışan tanıdığım bile henüz her yeri keşfetmiş, tanımış değil, o da halen sorarak gideceği yeri buluyor.
 
Soruyorum orada görev yapan hekime: Bu kadar devasa binalarda istenilen düzeyde sağlık personeli istihdamı ve tıbbi medikal cihaz donanımı sağlandı mı? Ankara’daki eski hastaneler kapatılarak oraya devredildiği için personel ve tıbbi cihaz eksiğinin sözkonusu olmadığını, ancak bir butik hastanede verilebilecek düzeyde bir sağlık hizmeti sunumunun mümkün olmadığını ifade etti.
 
Bu tür hastane işletmelerinin diğer bir handikabı ise, istenilen düzeyde profesyonel bir yönetim kadrosundan mahrum olmalarıdır. Ahbap-çavuş ilişkisinin geçerli olduğu yönetim anlayışında ehliyeti, liyakati gözetme sözkonusu olmuyor. ABD ve Batıdaki muadili hastane işletmelerinde profesyonel yöneticiler atanır ve yönetim performansları da ölçülür, biçilir ve ona göre de hesap sorulur. 
 
Eski bir sağlık müfettişi ve yöneticisi olarak bir hastaneye girdiğimde ilk izlenimlerim az çok o hastanenin nasıl yönetildiği konusunda bir kanaat edinirim. Mübalağa etmiyorum bu şehir hastanelerine giriş yaptığım zaman kendimi büyük bir AVM’nin içine girmiş gibi hissediyorum. Bazı AVM’lerde bir danışma var ve orada hangi mağazanın hangi katta ve katın neresine düştüğünü plan üzerinde görürsünüz. Buralarda öylesi bile yok. Onlarca koridoru aşındırarak on ayrı kişiye sorarak varacağınız yere varıyorsunuz. Bu kadar külfetli.
 
Ne yazık ki, bu şehir hastaneleri modeli daha önce batı ülkelerinde de ve özellikle İngiltere’de denendi ve daha sonra isabetli, rantabl olmadığı görülerek vaz geçilerek eski usul olan butik hastane modeline geçildi. Bizde ise müteahhitlere büyük rantlar sağlamak adına büyük mali külfetlere girilerek dev binalar inşa edildi ve onların içini tıbbi malzeme ile donatmak için yine bu halkın bütçesinden büyük paylar ayrıldı. İlave olarak ilgili dallarında uzmanlaşmış ihtisas hastaneleri lağvedilerek şehir hastaneleri bünyelerine alınarak o hastanelerin hafızası silinmiştir. Üstelik bu hastanelere değer katacak, verimli işletilmesine katkı sağlayacak uzman hekimlerin akın akın yurt dışına çıktıkları bir dönemde…
 
Neresinden bakarsanız bakın, şehir hastaneleri modeli Türkiye’yi ağır bir mali külfetin altına sokmuştur. O mali külfete göre sağlık hizmeti sunumu aynı düzeyde olsaydı gam yemezdim. Rant siyasetinin çıktılarını her yerde görmek mümkün. Şehir hastaneleri de bu zincirin bir parçası. Üç-beş müteahhit için bu ülkenin kaynaklarına yazık edildi.


İzlenme: 50
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR