AKP
AKP

DEVASA CAMİLER VE TOPLUM

Fahrettin Dağlı

Fahrettin Dağlı

E-Posta :

Türkiye’deki muhafazakar kesimin ve özellikle dini hassasiyetleri olduğuna dair kanaat sahibi olduğumuz kişi ve gurupların dinle ilgili mülahazalarını anlamakta güçlük çekiyorum. Aslında güçlük çekiyorum dediğime de bakmayın. Bir insanlık durumu olarak baktığımda psikolojik yönelimlerini anlıyorum. Ama yine de bunu kabul edilebilir bulmadığım için anlamakta güçlük çektiğimi ifade ederek mevcut durumu yumuşatmaya çalışıyorum.
Sözkonusu kesim maksada hizmet etmediği gibi mani olduğu dahi düşünülebilen basit, sıradan gelişmelere seviniyor, mutlu oluyor ve razı olup şükrediyorlar.
Misal mi? O kadar çok ki, sadece Ayasofya ve Çamlıca camileri yeterli örnektir. Ayasofya ilk ibadete açıldığında İstanbul’da mukim olanlar akın akın ziyaret ettikleri gibi Anadolu illerinden de otobüsler kaldırılarak İstanbul’a seferler yapılıyordu. Muhtemelen bu seferler halen devam etmektedir. Ayasofya kadar olmasa bile aynı şey Çamlıca Camii için de geçerli. Orası da adeta bir ziyaretgaha dönüşmüş durumda.
Bu hafta öğrendik ki, Ayasofya tadilata alınıyor. Belki küçük bir mekan ibadete, ziyarete açık tutulacak ama diğer kısımlar kapanacak.
Haliyle yapılan yorumlar da şöyle: İktidar seçim öncesi bunu politik bir malzeme olarak kullandı ve şimdi de uluslararası ilişkiler nedeniyle tadilat adı altında ibadete kapatıyor.
Bu söylenti doğru veya değil, biz asıl mevzumuza dönelim.
Ayasofya ibadete açıldı ve yine çevresinde yerleşim yeri bulunmayan Çamlıca Camii inşa edildi. Burada sözkonusu muhafazakar kesime sualim şudur:
Ayasofya’nın ibadete açılması ve dev Çamlıca Camii’nin yapılmış olması sizin dindarlığınızda hangi etkiyi yaptı? Dindarlık çıtanızda olumlu anlamda nasıl bir tesir oluşturdu?
Halkın daha fazla camilere gitmeye başladığını düşünüyor musunuz? Camiler lebalep dolmaya mı başladı?
Dinden soğuyan ve farklı eğilimlere meyleden gençler tekrar mabetlerle mi buluştular?
Cami cemaati daha çok ahlaklı, hak-hukuk gözeten bir topluluğa mı dönüştü? Haksızlık karşısında daha hassas bir konuma mı geldi?
Müslüman mahallede beş vakit namaz kılan insan sayısında çoğalma mı temin etti?
Bu soruları çoğaltmak mümkün. Şimdi lütfen akli selimle düşünelim ve hak için doğru olanı söyleyelim: Bu soruların hepsinin cevabı kocaman bir “HAYIR” değil mi?
O zaman neye seviniyoruz?
Mabetlerin sayısal çoğunluğu, büyüklükleri, ihtişamları dinin inkişafı için yeterli mi ? Mesela, İslam tarihinde en çok mescit Emeviler döneminde inşa edilmiş. Bu mescitler Emevi halkını daha çok mu dindar yapmış? Zalim yöneticileri daha mı çok zulümden alıkoymuş? Elbette hayır. Onlar da siyasi ikballeri için halka ne kadar çok dini hizmette bulunduklarını ihsas etmeye çalışıyorlardı.
Bugün yapılan alan çalışmalarının hepsinin ortak sonuçları şunlar:
Türkiye toplumunun dindarlık göstergeleri olumsuza doğru seyrediyor.
Cami cemaati gittikçe azalıyor.
Gençler dinden uzaklaşarak farklı inançlara savruluyorlar.
Ahlaki olarak toplum önemli bir erozyona maruz kalıyor.
Müslümanlar zenginlik ve konfora yenik düşerek dünyevileşiyorlar.
Bu araştırma sonuçları da gösteriyor ki, mabetlerin, İHL lerin, Kur’an Kurslarının vb. dini müesseselerin sayılarının çoğalması, lise müfredat programlarına seçmeli din derslerinin konulması vs. gibi uygulamalar dindarlığımız üzerinde olumlu anlamda bir etki oluşturmamıştır.
Eğer söyledikleri gibi toplumda dindarlığın artmasını sağlamak niyetinde iseler bu kadar gayrete rağmen neden istedikleri sonucu alamadılar? İnşaallah bu sorunun cevabı da başka bir yazının konusu olsun.


İzlenme: 200
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR