AKP
AKP

ASIL OLAN KAZANMAKTIR, KAYBETMEK DEĞİL

Fahrettin Dağlı

Fahrettin Dağlı

E-Posta :

Memleket meselelerine az çok ilgi duyanlar ülkemizde olup bitenler konusunda malumat sahibidirler. “Bu ülkenin en büyük, en önemli problemi nedir?” diye sorsam herhalde sual sahibinin onaylayacağı bir cevap alırım; adaletsizlik / hukuksuzluk. Çünkü diğer problemlerin hepsinin buradan neşet ettiği cümlenin malumudur.

Yıllardır mevcut iktidarın politikalarına muhalefet ediyorum. Bazıları için takıntı, bazıları için ise kendimin veya yakınlarımın uğradığı haksız, hukuksuz bir muameleden dolayı duyduğum bireysel hoşnutsuzluğun bir tezahürü olarak görülüyor olabilir. Böyle düşünenlerin zaman zaman şu tarz tepkileriyle karşılaştım: “Neden hep bardağın boş tarafına odaklanıyorsunuz? Biraz da dolu tarafına baksanız!” Onlara cevabım hep şu olmuştur: Gök kubbemizi ayakta tutan temel sütün / kolon (adalet/hukuk) gittikçe güç kaybediyor, yıkılmaya yüz tutmuş, ha bugün ha yarın yıkılacak. Bu durumda bardağın dolu veya boş tarafı ile ilgilenmenin, tartışmanın bir anlamı var mı? Onca olumsuzluğu görmemek için ileri sürülen mazeretler, alınan teselli hapları beni rahatlatmıyor maalesef.

Kim ne derse desin, bu ülke uzun yıllardır kan kaybediyor. Bütün organları kansızlık nedeniyle fonksiyonlarını yarım yamalak ifa ediyorlar. Toplumlara kan pompalayan, varlık alemine canlılık, dirilik kazandıran yapı, “adalet / hukuk” ana damarıdır. Allah muhafaza bu damar zedelenecek, yaralanacak olursa vücut bütünlüğü tehlikeye girer. Böyle bir tehlike var mı? Herhalde ‘yok’ diyecek bir akıl sahibi çıkmaz. Ne yazık ki, bu buhran dönemlerinde akıl, ilim, irfan sahiplerinin sesleri kısılır, sözleri kuru gürültüye getirilir ve toplum bu uyarılma, ikaz edilme nimetinden mahrum bırakılır. Dolayısıyla meydan dezenformasyon yapan cehalet ordusuna kalır. Bugün yaşadıklarımız üç aşağı beş yukarı böyledir. Ancak en kötüsü de bu enformatik cehalete maruz kalan büyük kitlenin olup biteni kavrayamaması veya yanlış algılamasıdır. Kulaklarını, gözlerini ve akıllarını hakikate kapatmalarıdır.

Peki, bugün için bu adaletsiz / hukuksuz düzenin sebep olduğu en büyük kaybımız nedir?
Şüphesiz yetişmiş insan gücü…

Son on yılda kaybettiğimiz yetişmiş insan gücü bunun dışındaki hiçbir kaybımızla kıyas edilmeyecek derecede büyük. Cumhuriyet döneminin en büyük kaybı olarak değerlendirilebilir. Bunun ne manaya geldiğini gereği gibi düşünseydik, idrak edebilseydik duyacağımız yürek yangınıyla dizlerimizi döver az güler çok ağlardık.
Düşünce dünyamız enfekte olduğu için sağlıklı değerlendirebilme muhakemesi ve sorgulama yeteneğimiz de zayıfladı. Son yıllardaki anormal değişim düşünce dünyamızı günlük politikanın esaretine mahkum etti. Artık neredeyse tüm meselelere siyasi, ideolojik taraftarlıkla bakmaya başladık. Akıl değil, nefisler konuşmaya, mücadele eder oldu. Onun için de hiçbir meselemizi ilkesel, tutarlı düşünce ve fikirlerle konuşamıyoruz. Ne derseniz deyin birileri bunu illa da politik bir çekişme konusu yapabiliyor.

Halbuki çok açık bir soru soruyoruz: Son on yılda bu ülkeden yüzbinlerce vasıflı, liyakatli yetişmiş insan gücü yurt dışına gitmek zorunda kaldı. Eğer imkanlar el verse neredeyse genç nüfusun önemli bir çoğunluğu nefesi batılı ülkelerde alacak. Gidenlerin yine önemli bir kısmı oralarda çok iyi bir eğitime ya da ekonomik imkanlara kavuşuyorlar. Oralarda yavaş yavaş kendi diasporalarını oluşturup koloniler kurmaya başladılar. Ancak ne hikmetse bu durum iktidar sahiplerine hatırlatıldığı zaman şu talihsiz beyanlarda bulunabiliyorlar: “Giderlerse gitsinler, biz de yeni mezunlarla işi götürürüz.” Yani, tercümesi şu: “Yetişmiş, tecrübe birikimi oluşmuş büyükler giderse gitsinler, biz onların yerine kalfa ve çıraklarla idare ederiz.”
Bunun bir ülke, bir toplum için ne manaya geldiğini izah etmeye, nasıl tehlikeli bir yargıyı içinde barındırdığını analiz etmeye gerek var mı? Siz bu toplumun bütçesinden milyonlarca TL ayırarak harcama yapacaksınız, bu gençlerin yetişmeleri için yurt içi ve dışı imkanlar sunacaksınız ve ondan sonra da altın tepsi içerisinde batılı ülkelere ikram edeceksiniz. Bu müflis tüccarların ticaretidir; akıllı, başarılı olanların değil.

Bu meselenin bir başka boyutu ise, bu insanların yine önemli bir çoğunluğunun bu ülkeye duyduğu aidiyet bağını kaybediyor olmaları. Çünkü onlar daha iyi ekonomik koşullara sahip olmak saikinden ziyade ülkelerinde eşit, adil muamele görememeleri ve geleceğe dair umutlarını kaybetmelerinden dolayı bağlarını kopararak ve önemli bir kesimi bir daha dönmemek üzere gidiyorlar.
Kaybetmek, yıkmak kolay, kazanmak ise ahlaki bir cesaret ve uğraş gerektiriyor. Bu insanların sizden istedikleri, bekledikleri şey amiyane tabirle atla deve değildi, sadece adil muamele ve güvenli bir ülke arzusuydu. Bunu bu insanlardan esirgediniz ve büyük kaybın yollarını açtınız, insafsızca, merhametsizce…
Velhasıl kaybımız çok büyük. Birilerinin ifadesiyle Çanakkale savaşından bu yana en büyük yetişmiş insan gücü kaybımız. Yazık, çok yazık…


İzlenme: 164
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR